Haber

OSMANLI TEŞKİLATI GENEL BAŞKANI DR. MEHMET ALİ ARSLAN: “DEVLETLERİ YALNIZCA DIŞARIDAKİ DÜŞMANLAR DEĞİL, İÇERİDE DEĞİŞİME DİRENEN ANLAYIŞLAR DA ZAYIFLATIR!”

Genel Merkez

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, 14 Ekim 1808'de Sekban-ı Cedid reformları kapsamında atılan adımların 218. yıl dönümünde, devletlerin yenilenme ihtiyacına ve kurumsal değişimin önündeki engellere…


Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, 14 Ekim 1808'de Sekban-ı Cedid reformları kapsamında atılan adımların 218. yıl dönümünde, devletlerin yenilenme ihtiyacına ve kurumsal değişimin önündeki engellere dikkat çekti. Arslan, Osmanlı tarihindeki bu girişimin günümüz devlet yönetimi açısından da önemli dersler içerdiğini belirterek, liyakat, adalet, kurumsal hafıza ve siyasi sorumluluk üzerine değerlendirmelerde bulundu.

“218 YIL ÖNCE OSMANLI'NIN KARŞILAŞTIĞI SORULAR BUGÜN DE ÖNEMİNİ KORUYOR”

1808 yılında Sultan II. Mahmud döneminde, Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa'nın öncülüğünde kurulan Sekban-ı Cedid ordusu, Osmanlı Devleti'nin askerî yapısını yenileme çabalarının önemli örneklerinden biri oldu. 14 Ekim 1808 tarihinde yeni teşkilatın idaresi için Umûr-ı Cihâdiyye Nezâreti kuruldu. Ancak reform girişimi, aynı yılın kasım ayında yaşanan ayaklanmanın ardından sona erdi.

Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı Dr. Mehmet Ali Arslan, bu tarihî gelişmeyi değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:

“Bugün tarihin sayfalarını yalnızca geçmişte neler yaşandığını öğrenmek için açmıyoruz. O sayfalarda devletlerin neden güçlendiğini, neden zayıfladığını ve hangi yanlışları tekrar ettiğini de arıyoruz.

218 yıl önce Osmanlı Devleti, mevcut askerî yapısının değişen dünya şartlarına cevap vermekte zorlandığını görmüş ve yeni bir düzen kurmaya çalışmıştır. Ancak yenilik ihtiyacı kadar, bu yeniliğe karşı gösterilen direnç de tarihin akışında belirleyici olmuştur.

Bir devletin değişime ihtiyaç duyduğunu bilmesi önemlidir. Fakat o değişimi gerçekleştirecek iradeyi ve kurumları oluşturamaması çok daha büyük bir meseledir.”

“MAKAMLARIN KORUNMASI DEVLETİN GELECEĞİNDEN DAHA ÖNEMLİ HÂLE GELMEMELİDİR”

Arslan, tarihî reform girişimlerinin yalnızca askerî meseleler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek devlet kurumlarında kişisel çıkarlar ile kamu yararı arasındaki ilişkinin önemine dikkat çekti:

“Bir kurumun kuruluş amacı millete hizmet etmektir. Zamanla o kurumun asli görevi unutulur, yalnızca makamları ve ayrıcalıkları korunmaya başlanırsa ciddi bir yönetim sorunu ortaya çıkar.

Devletin ihtiyaç duyduğu yenilikler, mevcut görev sahiplerinin kişisel gelecekleri açısından değil, milletin ortak geleceği açısından değerlendirilmelidir.

Bir yöneticinin yıllarca aynı makamda bulunması, tek başına başarı göstergesi değildir. Başarı; kurumunu ne kadar geliştirdiğiyle, ne kadar nitelikli insan yetiştirdiğiyle ve kendisinden sonra nasıl bir yapı bıraktığıyla ölçülmelidir.

Hiçbir makam devletin geleceğinden, hiçbir yönetici milletin menfaatinden daha önemli değildir.”

“LİYAKATİN YERİNİ SADAKAT ALIRSA KURUMLAR GÜCÜNÜ KAYBEDER”

Kamu yönetiminde liyakatin önemine vurgu yapan Arslan, devletin güçlü kurumlarla ayakta kalabileceğini ifade etti:

“Devlet yönetiminde sadakat elbette önemlidir. Ancak sadakat, hukuka ve kamu hizmetinin gereklerine bağlılık anlamına gelmelidir. Kişilere kayıtsız şartsız bağlılık, liyakatin yerine geçmemelidir.

Bir makam için insan aramakla, bir insan için makam oluşturmak arasında çok büyük fark vardır.

Birincisi kurumu güçlendirmeyi, ikincisi ise kurumun ihtiyaçlarını kişisel tercihlere göre şekillendirmeyi beraberinde getirebilir.

Devletin kurumları kişilerin etrafında değil, hukuk ve ehliyet ilkeleri etrafında güçlenmelidir.

Bugün üzerinde düşünmemiz gereken meselelerden biri de budur: Kamu kurumlarımızda görev dağılımı, performans değerlendirmesi ve yönetici yetiştirme süreçleri ne kadar şeffaf ve liyakate dayalıdır?”

“ECDADIN MİRASINA SAHİP ÇIKMAK, HATALARINDAN DA DERS ÇIKARABİLMEKTİR”

Osmanlı tarihinin yalnızca zaferlerden oluşmadığını hatırlatan Arslan, tarihî mirasın eleştirel bir anlayışla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti:

“Biz Osmanlı medeniyetinin tarihî ve kültürel mirasını önemsiyoruz. Ancak ecdadımıza duyduğumuz saygı, geçmişte yapılan bütün uygulamaları doğru kabul etmemizi gerektirmez.

Tarihten ders çıkarmak istiyorsak başarıları kadar başarısızlıkları da konuşabilmeliyiz.

Sekban-ı Cedid girişiminin kısa sürede sona ermesi, bize değişimin yalnızca bir kararnameyle gerçekleştirilemeyeceğini hatırlatmaktadır. Reformun toplumsal, kurumsal ve siyasi şartlarının da hazırlanması gerekir.

Tarihi yalnızca övünmek için okuyanlar geçmişte kalır. Tarihi anlamak için okuyanlar geleceği inşa etmeye katkı sağlar.”

“DEVLETİN HAFIZASI KİŞİLERİN GÖREV SÜRESİYLE SINIRLI OLAMAZ”

Arslan, açıklamasında kurumsal hafızanın korunmasına da dikkat çekti:

“Devlet yönetimi süreklilik gerektirir. Bakanlar, yöneticiler ve bürokratlar değişebilir. Fakat kurumların birikimi, hedefleri ve kamu hizmetine ilişkin sorumlulukları devam etmelidir.

Her yönetim değişikliğinde daha önce edinilen tecrübelerin göz ardı edilmesi, aynı sorunların yeniden yaşanmasına yol açabilir.

Kurumların geçmişteki başarı ve başarısızlıklarını kayıt altına alan, bunları değerlendiren ve gelecek nesillere aktaran bir yönetim anlayışı geliştirilmelidir.

Devlet hafızasını kaybederse aynı yanlışların bedelini farklı nesiller ödemek zorunda kalabilir.”

“OSMANLI TEŞKİLATI OLARAK TARİHTEN GELECEĞE BAKIYORUZ”

Osmanlı Teşkilatı'nın tarihî mirasa ilişkin çalışmalarının yalnızca geçmişi anmakla sınırlı olmaması gerektiğini belirten Arslan, gençlerin tarih, kültür, bilim ve devlet yönetimi alanlarında bilinçlendirilmesinin önemini vurguladı:

“Biz gençlerimizin yalnızca Osmanlı padişahlarının isimlerini ve savaşların tarihlerini öğrenmesini yeterli görmüyoruz.

Bir devlet neden reform yapar? Kurumlar neden bozulur? Adalet neden önemlidir? Liyakat kaybolduğunda toplum hangi sorunlarla karşılaşır?

Gençlerimizin bu soruları da tartışmasını istiyoruz.

Tarih bilinci, geçmişi ezberlemekten daha fazlasıdır. Tarih bilinci, geçmişin tecrübelerinden yararlanarak bugünün sorunlarına çözüm arayabilmektir.”

ARSLAN: “DEĞİŞİMDEN KORKAN DEĞİL, DEĞİŞİMİ ADALETLE YÖNETEN DEVLET GÜÇLENİR”

Açıklamasının sonunda 14 Ekim 1808'in günümüz için taşıdığı anlama dikkat çeken Dr. Mehmet Ali Arslan, sözlerini şöyle tamamladı:

“218 yıl önce Osmanlı Devleti'nin gündeminde askerî yenilenme vardı. Bugün ise devletlerin karşısında teknoloji, ekonomi, eğitim, güvenlik ve kamu yönetimi gibi çok daha geniş alanlarda dönüşüm ihtiyacı bulunuyor.

Değişim tek başına ilerleme anlamına gelmez. Her yeniliğin kamu yararı, hukuk, adalet ve toplumsal ihtiyaçlar açısından değerlendirilmesi gerekir.

Ancak değişime yalnızca alışılmış düzeni korumak amacıyla karşı çıkmak da doğru değildir.

Güçlü devlet, hatasız devlet değildir. Güçlü devlet, hatasını görebilen, yanlışından dönebilen ve kurumlarını geliştirebilen devlettir.

Bizim tarihimizden çıkaracağımız en önemli derslerden biri budur.

Ecdadın mirasını korumak, geçmişin bütün uygulamalarını tekrarlamak değil; onun tecrübelerinden yararlanarak daha adil, daha güçlü ve daha liyakatli kurumlar inşa etmektir.

Unutmayalım:

Makamlar geçicidir, devletin sorumluluğu süreklidir.

Değişime direnen kurumlar zamanla zayıflayabilir; kendisini hukuk ve liyakat temelinde yenileyen kurumlar ise geleceğe daha güçlü hazırlanabilir.”

Dr. Mehmet Ali Arslan
Osmanlı Teşkilatı Genel Başkanı